Connect with us

Engelsiz Yaşam

İzmir Karabağlar’da Engelli Rampaları Denetleniyor

Published

on

engelli, Karabağlar Belediyesi, engelli rampası, Karabağlar,

Karabağlar Belediyesi, ilçe sınırları içerisinde bulunan imar yapılarında, engelli vatandaşların kullanımına yönelik tasarlanan engelli rampalarının yapı kullanma izni sonrasında da denetimlerini arttırdı.

Ekipler, yapı kullanma izni sonrasında yapılacak denetimlerde, yerinde olmayan engelli rampası veya platformu için gerekli yaptırımları uygulayacak.

Karabağlar Belediyesi, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nde yer alan “Bina Girişleri ve Rampaları” düzenlemesine ilişkin denetimlerini arttırıldı. “Bina girişlerinde engellilere yönelik ön bahçede parsel sınırına kadar giriş rampası veya merdivene bitişik dar kenarı en az 0.90 metre ve alanı en az 1.20 metrekare engelli asansörü yeri ya da mekanik kaldırma iletme platformu yapılır” maddesine göre ilçe sınırları içerisinde yer alan yeni yapılarda artık engellilere yönelik platform ve rampaların bulunması zorunlu hale geldi.

Belediye ekipleri incelemelerde bulunuyor

engelli, Karabağlar Belediyesi, engelli rampası, Karabağlar,

Bu bağlamda Karabağlar Belediyesi ekipleri de,  ilçede denetimleri daha sıkı hale getirerek, engelliler için büyük önem taşıyan rampa veya platformların çalışıp kullanılabilir olması için incelemelerde bulunuyor.

Yapılan incelemelerde engelli rampası veya platformların yerinde olmaması durumunda gerekli yaptırımlar uygulanacak.

Okumaya devam et
Reklam
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Engelsiz Yaşam

O ‘ideal’ beden öldü! Yaşasın beden olumlama

Published

on

Şişmanlar, zayıflar, lekeliler, vitiligolular, akneliler, selülitliler, engelliler, translar… Özetle bedensel özellikleri, yönelimleri veya tercihleri üzerinden tanımlananlar… Hepimize sürekli dayatılan ‘ideal’ algısına karşı çıkmanın vakti gelmedi mi? Dünya bunu tartışıyor, ‘body positivity’ kavramının peşinden koşuyor. Türkiye’de ‘beden olumlama’ hareketini yaygınlaştırmaya çalışan dört kadınla meselenin özüne indik.

Vitiligo hastası bir kadın

◊ Nedir beden olumlama?

Berrak Tuna: Marjinalize edilmiş yani medyada temsil edilmeyen, edilse bile önyargıyla yaklaşılan bedenlerin, kendilerini toplumun algılarını umursamadan tanımlaması.

Aybala Arslantürk: Toplumun her ‘öteki’ saydığı insanın yeri var. ‘Beden nötr’ olma durumu da, şarap lekeliler de, kendini başka cinsiyete ait hissedenler de…

Sinem Dönmez: Bu kavram, bedeninle ilgili tüm dışarıdan müdahaleleri reddetme özgürlüğü veriyor. Bedenimizi algılama biçimimiz, toplumsal bakışla şekilleniyor. Kıllarım mı çıkmış, göbeğim mi var, kemiklerim mi sayılıyor, saçlarıma ak mı düşmüş; hepsini sayabiliriz.

◊ Eleştirilerin yoğunlaştığı alan genelde bakımsızlık oluyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Aybala A.: Beden olumlama sadece kılları övmüyor! Bu konuda bir şey paylaşınca “Kıllar hijyenik değildir, öf kokuyorsunuz, pis feministler, medeniyetsizler” gibi tuhaf tepkilerle karşılaşıyorum.
Berrak T.: Medeniyeti kıla tüye indirgemek çok sığ bir yaklaşım.

◊ “O zaman sen de tüylerini aldırma” diyene ne diyorsunuz?

Aybala A.: Çünkü ben böyle istiyorum ve bu benim bedenim. Ama yaptırmayana da bir şey deme hakkına sahip değilim.
Berrak T.: Bu hareketin en sevdiğim yanı, kişiye otonomi izni vermesi. Tek mülkümüz olan bedenimize istediğimizi yapabiliyor olmalıyız ve bunu açıklama mecburiyetimiz de olmamalı.

◊ Hareketin herkesi kapsadığını söylüyorsunuz ama ön planda hep kadınlar var. Neden?
Sinem D.: Kimse bir erkeğe, kadınlara olduğu kadar çok “Ne kadar göbekli” ya da “Poposu ne kadar büyük” demiyor çünkü. Kadınlar çok fazla nesneleştirildiği için de herkes onlardan öyle olmasını bekliyor. Halbuki sen, sensin!
Aybala A.: Yurtdışında beden olumlama aktivisti erkekler de var.
Berrak T.: Bizde benim bildiğim bir tek Öktem var bununla ilgilenen ve kadın olmayan (kendisini ne idüğü belirsiz olarak tanımlıyor), ‘Madır Öktiş’ diye biliniyor. Aslında erkekler üzerinde de ideal beklentisi var. Tek fark, onlara bu kadar çok ürün pazarlanmıyor. Medyada her türlü erkek bedeni görüyoruz. Kadınlar içinse bir stereotip var: Beyaz, 36-38 beden, tüysüz, çatlaksız, selülitsiz, çok yemeyen, spor yapan, hem çalışan hem de evde müthiş olan, kusursuz…

Dove’un ‘gerçek kadınlar’ serisi markalarda uyanış yarattı. İç çamaşırı markası Aerie de ‘herkes gibi’ görünen modellerin rötuşsuz fotoğraflarını kullandı.

Cildimin sürekli değişiyor olması hoşuma gidiyor

◊ Vitiligo lekelerinizin etrafını çizerek harita yaptığınız bir fotoğraf koydunuz Instagram’a. Çok dikkat çekici bir kareydi. Ne düşündünüz bunu yaparken?
İrem K.: Bunu ilk ben yapmadım aslında, vitiligo hastalarının çoğu yapıyor. Çünkü elinize, kolunuza bakıyor ve oynamak istiyorsunuz. Şunun kenarına kontur atsam, aa harita gibi oldu, takımyıldızlara benzedi derken, kendi kendine çıkıyor. Bir de insanlara bu konuyla ilgili nanik yapma ihtiyacı hissediyorsunuz. Ben çok açık tenliyim ve vitiligom çok belli olmuyor ama hem annemde hem de babaannemde vitiligo var. Onlar daha büyük problemler yaşadılar. İnsanlar “Aa, eline çamaşır suyu mu sıçradı”, “Daha esmer olsan ineğe benzerdin” gibi şeyler söylüyor. Dolayısıyla siz de tepki göstermek istiyorsunuz önce. Sonrasında da kabullenip sevmeye başlıyorsunuz. Ben galiba sevmeye başlama evresindeyim. Artık bedenimin, cildimin sürekli değişiyor olması tuhaf bir şekilde hoşuma gidiyor.

◊ Kimleri takip ediyorsunuz dünyadan? Türkiye’den de bir ünlü çıkar mı sizce?

Sinem D.: Ben kendini aşırı seks objesi haline getirmeden önce Ashley Graham’ı beğeniyordum. İngiliz Vogue’a kapak oldu ki Vogue çok önemli bir adım bu hareket için. Ama mesela o çekimde Coach hariç hiçbir marka çekime kıyafet vermek istememiş. İkiyüzlülük de var hâlâ tabii.
Berrak T.: Türkiye’den biri keşke çıksa… Ben Sibel Can’dan beklerdim bizim yaşadığımız gibi bir aydınlanma ve isyan ama olmadı.
Sinem D.: Yavaş yavaş büyüyüp kendi liderlerini çıkaracak bence. Temsil edilmeyen her şeyin temsil edileceği bir zaman gelecek.
İrem K.: Bir şeyler olacak çünkü aslında toplumun büyük kısmı, bize ideal diye sunulan bedende değil. Biz ‘normal dışı’ kabul edilen bedenler olarak çok kalabalığız.

Bedenlerimiz, ruhlarımızın kıyafeti

Berrak T.: Bana en sık gelen eleştirilerden biri, bu hareketin sağlıksızlığa teşvik ettiği, obeziteyi övdüğü. Bunu söyleyen, engellilere de saygı göstermiyor demektir. Ya da morbid obezler daha az mı değerli? Zorbalık yaparak mı onu daha sağlıklı hale getireceksin? Özdeğerin bir beden skalası yok.
Sinem D.: Kilo vermek başarı olarak görülüyor. Öte yandan, bu hareketin ‘şişmanız ama okeyiz’e indirgenmesini de yanlış buluyorum.
Aybala A.: İnsan sayısı kadar ideal beden sayısı var. Bu ‘önce-sonra’ fotoğrafları var ya, eskiyi kötüleyen. Neden? O da sensin! Bu halinle mutluysan ne güzel ama öyle iyiysen öyle de kalabilirsin. Bedenlerimiz, ruhlarımızın kıyafeti. “Bu bedendeyim, senin bunu onaylaman önemli değil” diyebilmeliyiz.

 

 

KAYNAK: Hürriyet

Okumaya devam et

Son Trendler